Bir sayfa geri

1930' lara gelindiğinde sorun buydu. Cumhuriyetin kurucularının kaygılarıda buradan geliyordu. Devrimler Ulusun yüzde seksenini oluşturan o köylü kitlesine ulaşamadıkça Cumhuriyetin temelleri sağlamlaşamayacaktı. Köy Enstitüleri bunu sağlamak için kuruldu. Kurucular şu görüştediler:

"Kurtuluş Savaşı'nda kanlarını verenlerin hakları ödenecekti. Yeteneklilere, çalışanlara hakları verilecekti. İmparatorluk döneminde olduğu gibi ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen sınıflar bulunmayacaktı. Cumhuriyet bu demekti. Devrim, en uygun koşulları bularak yeni insan tipleri yaratmak zorundaydı..." (3)

Köy Enstitüleri'nin yapısı, sistemin ilkeleri, uygulanan yöntemler, eğitim öğretim proğramları, örgütlenme modeli incelendiği zaman, bu temel amacın izleri kolaylıkla bulunabilir. Ayrıntılara girmiyorum. Eğer amaç yanlızca abece öğretmek, köyde üretimin niteliğini yükseltecek sınırlı bir tarım bilgisi vermek olsaydı, Köy Enstitüleri'nde öğrencilerin yönetime katılmalarına, özgür okuma, tartışma, eleştirme uygulamalarına, bilinçli iş eğitimi yönetimine, Köy Enstitüleri'ne ekonomik güç ve bağımsızlık kazandıracak ekonomik değeri olan üretim yapılmasına, bunun için çevre halkı ile ortak işletmeler kurulmasına ne gerek vardı? Sınırlı bir eğitbilim bilgisi verilmesi, biraz da temrin niteliğinde öğretim yapılması yeterli olabilirdi. Ama Köy Enstitüleri Cumhuriyetin son amacı olan sosyal refah toplumunun bir modeli olarak düzenlendi. Bunlar artık bir okul değildi, amaçlanan o ideal toplumun gün be gün yaşanacağı birer yaşam ortamıydı. Buralardan toplum içinde kendi gücüyle ayakta durabilecek, kendine güvenen, meslek sahibi, haklarını bilen, o hakları korumak için örgütlenebilen, bir baskı gücü oluşturabilen, ülkenin yönetimine katılabilen, sömürüye karşı özgür insan yetişmeli ve onlar tüm vatandaşları böyle yetiştirerek kul olmaktan kurtarmalılardı, devrimsel süreçleri hızlandıracak itici güç olmalılardı. Bu bir bilinçlenmeydi. Buna toplum bilinci, devrim bilinci, demokratik bilinç, sınıf bilinci, aydınlanma bilinci diyebiliriz.

Gerçektende öyle oldu. Toplumun en yoksul, en sorunlu kesimlerinden gelen bu çocuklar, kısa bir süre sonra geldikleri ortamı sorgulamaya başladılar. Köylerinde neden bu kadar yoksulluk vardı? Neden üretiklerini ucuza satıyorlar, tükettiklerini pahalıya alıyorlardı? Aradaki fark ne oluyordu? Neden mutsuz olmak zorundaydılar? Ve 15-16 yaşındaki bu çocuklar Köy Enstitüleri'ndeki o özgürlük ortamında başlıyorlardı yazmaya (4):
Bir sayfa ileri